doğaya dönmek
Blog, Çiftlik Günlüğü

DOĞAYA DÖNMEK: ŞEHİRDEN KAÇIŞ HİKAYESİ

Sabah alarmla kalkıyorsunuz o da zar zor bazen kahvaltısız, şanslıysanız kahvaltıdan sonra trafikli bir yol sizi bekliyor. İş stresinin ağırlığından bahsetmiyorum bile. Güzel bir öğle yemeyi yiyebildiniz mi? Yoksa geçiştirdiğiniz bir öğün daha mı? Akşamda aynı yolun tersi, değiştirmek istediğiniz rutin.  Hep bir telaş, bir yere yetişme veya bir işi yetiştirme çabası. Fırsat buldukça yaşanan hayat.  Kapalı alanlarda zamanla yarış, şehir hayatının rutini bu bana göre. Çalışmak için yaşamak ile yaşamak için çalışmak arasında gelip geçen zaman. Peki bu süreçte yaşadığınızı hissedebiliyor musunuz? Ya da şöyle sorayım bu rutinde kendiniz canlı hissettiğiniz anlar hangileri? O stresli anlarda biraz olsun doğaya dönmek size de iyi geliyor mu? Peki ya bunu temelli yapmak ister misiniz?

Neden stresli olduğumuzda kısa bir yürüyüş özellikle de yeşillikler arasında yapılan bir yürüyüş iyi gelir bize? Veya neden denize girdiğimizde, güneşlendiğimizde kendimizi daha enerjik hissederiz ya da yağmurlu havalarda hüzünleniriz? Çünkü biz doğaya bağlı olan varlıklarız. Maalesef bu bağı göz ardı etmek şehirli insanın belki de en büyük dezavantajı.

İhtiyacımız Olana, Özümüze Dönmeye İhtiyacımız Var…

Daha dingin hayatlara ihtiyacımız var, mevsimleri hissederek yaşayabileceğimiz, kapalı alanlardan uzak toprakla bağlantılı yaşamak bizim doğamızda var. Paketler içinde satılan meyve sebzeler ve işlenmiş gıdalardan ziyade dalından koparabildiğimiz besinlere ihtiyacımız var. Kendi yemeğimizi mikrodalgada ısıtmak yerine tohumdan nasıl büyüdüğüne şahit olmaya, onu korumak için doğayla nasıl başa çıkacağımızı öğrenmeye ihtiyacımız var. Yağmuru beklemenin sabırsızlığına, kavurucu güneş altında toprakta çalışmanın zorluğuna alışmaya ihtiyacımız var. Kuşların göç zamanını bilmeye, arıların sevdiği bitkileri dikmeye ihtiyacımız var. Kümesten yumurta alıp taze taze yemeye, tandırda ekmek yapmaya ihtiyacımız var. Ama önce şehrin tüm stresini atmak için ayakkabılarımızı çıkartıp toprağa yeniden basmaya ihtiyacımız var.

Doğaya dönmek zor olsa da bağımızı yeniden kurmamız kendimiz için bir ihtiyaç olmalı. Bu evinizde yetiştirdiğiniz yeşillik veya baktığınız bir saksı çiçeği bile olabilir. Bazen yağmurun altında umarsızca ıslanıp yürümek veya denize gün batımını izlemek de… Doğayla olan bağımızı güçlendirmeliyiz, onun değerini bilmek için onun bizim için ne kadar değerli olduğunu anlamalıyız.

 

 

Önceki Yazı Sonraki Yazı

Bunları Da Beğenebilirsin

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın