tüketim çılgınlığı
Blog, Çiftlik Günlüğü

REKLAM SEKTÖRÜ VE TÜKETİM ÇILGINLIĞI

Televizyonu açıyorsunuz yirmi dakika süren reklamlar, gazeteler ise boy boy reklam sayfalarıyla dolu, dergi okuma keyfi ürün tanıtımlarıyla giderek kısıtlanıyor, sosyal medyanın her alanı reklam dolu, telefonlara gelen bildirimler ise cabası. İnsanlar artık fotoğraf paylaştıkları mecraları bile ürün tanıtımları için kullanır oldu. Kısacası her yer tüketim çılgınlığı için kullanılıyor desem yanlış olmaz sanırım. Modadan teknolojiye besinlerden kişisel bakım ürünlerine kadar geniş bir yelpaze pazarlanıyor ve biz de buna ayak uyduruyoruz.



Sistemin İstediği: Tüketim Çılgınlığı

1970’lerde hız kazanan reklam sektörü tüketimi artırmak için elinden geleni ardına koymuyor. Ve amacına da ulaşmış gibi görünüyor. Son yıllarda sosyal medyanın kullanımının yaygınlaşmasıyla tüketim çılgınlığı giderek artıyor. İnsanların birçoğu sırf modanın gerisinde kalmamak adına dolaplarını dolduruyor, telefonuyla ilgili bir sıkıntı yaşamadan telefonunu değiştiriyor. Trend olduğu için makyaj malzemeleri alıyor, saç sakal sürekli değişiyor, bir ay sonra giyemeyecek olmasına rağmen çocuklar markalarla donatılıyor hatta evcil hayvanlar bile satın alınıyor. Ve bunlar sırf “trend”in gerisinde kalmamak adına yapılıyor.

Çarkı çevirmek için tüketimin artması istenen bir durum olsa da bazen durup “buna gerçekten ihtiyacım var mı?” diye sormak gerekiyor. Anılardan çok ürünlerin depolanır olduğu şu zamanda gerçekten o mat ruju almasanız veya o son çıkan tableti, telefonu elinizdeki kullanılır olmasına rağmen değiştirmeseniz ne olur? Eskiden bir şey kırıldığında tamir ederdik, elbisemizde bir sökük olduğunda dikilebiliyorsa dikerdik veya elektronik bir alet bozulduğunda tamirciye götürür mümkünse yaptırırdık. Ama şimdi bunu yapmak bile imkansızlaşıyor. Hem bizden hem de tüketim çılgınlığının ekmeğine yağ süren firmalar sayesinde geri dönüşüm, sürdürülebilirlik hızla değer kaybediyor. Bazı firmalar, özellikle elektronik ürünlerde, ürünlerin tamirini neredeyse imkansız hale getiriyor veya yeni model çıkınca eski modellerin yavaşlamasını sağlıyorlar. Moda sektöründe ise kalitesizlik ön planda, eskiden alınan ürünler uzun süre kullanılabilirken şimdilerde ilk yıkamada şekilde bozulmalar, renk kayıpları yaşanıyor. E ne de olsa sezon başı bile yapılmaya başlanan indirimlerle yenilerini almak mümkün değil mi? Başta da dediğim gibi çark bu şekilde dönüyor, “sistem” böyle olmasını talep ediyor ve oluyor.

Gerçekten İhtiyacın Var Mı?

Sonuç olarak kendimize sormamız gerekiyor, imkanınız olsa veya olmasa bile kendinizi geride kalmış veya dışlanmamış hissetmek için ürünleri almaya değer mi? Bir sezon sonra tüm değerini kaybeden ürünler için ceplerinizi boşaltmanın anlamı var mı? Tabii ki alışveriş yapalım, tabii ki kendimizi şımartalım ama ipin ucunu kaçırmamaya ne dersiniz?

Önceki Yazı Sonraki Yazı

Beğenebileceğin Yazılar

Yorum Yok

Yorum Yap